Bugün Bağırdım…Sonra Onardım

Bu sabah 10 yaşındaki oğlumla tatsız bir olay yaşadım. İstediği olmayınca öfkelendi, bağırmaya başladı. Ben de yorgundum… Kriz büyüdü, sesler yükseldi, ben gerildim. Bağırış çağırış, kırılan kalpler ve sonunda o tanıdık suçluluk duygusu…
Kendimi yine hepimizin zaman zaman sorduğu o soru ile baş başa buldum:
“Ben nasıl daha sakin kalacağım?”

Her zaman sakin kalmamız mümkün olmayabilir. Peki çocukla kavga ettikten sonra ne yapmalı?
Bence burada önemli olan şey, sonrasında ilişkimizi onarmak.
Çünkü kriz anlarında hem çocuklar hem biz ebeveynler çok kolay tetiklenebiliyoruz. Çocuk istediği olmayınca, özellikle de “hayır” kelimesini duyduğunda, şunları hissedebiliyor:
– Kontrol kaybı
– Hayal kırıklığı
– Görülmeme hissi
– Çaresizlik
Peki biz ebeveyn olarak neler hissediyoruz?

Yorgunluk, yetişememe hissi, “hep aynı şeyi yaşıyoruz” duygusu ve sonunda sabrın tükendiği o an… Çocukla birlikte biz de bir çeşit kontrol kaybı yaşayabiliyoruz ve krizi yönetmek zorlaşabiliyor.
Kendi duygularımızı kontrol edemediğimizde, çocuğun duygusunu da okumak kolay olmuyor. Ve sonunda yaşanan krizin ardından elimizde çoğu zaman sadece suçluluk kalıyor.

Onarım, bir ilişkide kırılma olduğunda tekrar bağ kurabilmenin yoludur. Duygusal ilişkilerimizde ve arkadaşlık ilişkilerimizde olduğu gibi çocuklarımızla olan ilişkilerimizde de bu böyledir.
Çocuğumuza şunu göstermemiz gerekiyor: Bir hata olduğunda ilişki bitmiyor. Yeniden kurabiliyoruz. Bağımızı güçlendirebiliyoruz.
Onarım sadece “özür dilemek” demek değil. Bazen o an kontrol edemediğimiz duygulardan sonra sakinleştiğimizde konuşabilmek demek. Yani sorumluluk almak, duyguyu görmek ve sınırı korumak…
Tabii bunu yaparken çocuğa bu durumun her seferinde doğal ve olağan bir süreç olduğu izlenimini de vermemek gerekiyor. Aksi takdirde çocuk bunu bir alışkanlık haline getirebilir. Yaşananlardan öğrenmemiz gereken şeyler olduğunu ona anlatabilmeliyiz.

Bazen uzun uzun anlatmak yerine, birkaç küçük ve içten cümle bile iletişimi güçlendirip yeniden bağ kurmamıza yardımcı olabiliyor:
“Az önce bağırdım, bu doğru değildi. Üzgünüm.”
“Sen çok istedin ve olmayınca çok kızdın, bunu anlıyorum.”
“Seni seviyorum. Şu an zorlanıyoruz ama geçecek.”

Çocuğumuza şunu da öğretmemiz gerekiyor: Duyguları kabul etmek, her davranışı onaylamak anlamına gelmez. Onların hoşuna gitmese de “hayır”la karşılaşmaları gelişimlerinin doğal bir parçası.
Sınır koymak, çocuğa güvenli bir ortam sunmaktır. Sınırların olduğu yerde çocuk, neyin mümkün neyin mümkün olmadığını öğrenir.
Sonrasında çocuk ne öğrenir?
Duygular kalıcı değildir, geçer.
Hatalar telafi edilebilir.
Sevgi sadece “uslu olduğunda” verilen bir şey değildir.
İlişkilerde çatışma olsa bile toparlanabilir. Ve her şeye izin verilmeden de sevilebileceğini, sınırların hayatın doğal bir parçası olduğunu öğrenir.

Ebeveynlikte en çok zorlandığım şey, kendi içimdeki gerilimi yönetmek. Fakat hiçbirimiz mükemmel değiliz. Ebeveyn olarak bu kriz anlarını hiç yaşamamak, hiç hata yapmamak mümkün değil.
Önemli olan, yaşandığında o bağı tekrar kurabilmek.

Bugün zorlandım… ama onardım. Ve bu da ebeveynliğin bir parçası.

“Bugün Bağırdım…Sonra Onardım” için 1 yorum

  1. Benimde en zorlandığım şey kendi içimdeki öfkeyi kontrol edememek ve her özürden sonra birşey olmamış gibi davranarak alışkanlık haline gelirmi acaba duygularıyla başedememek …Fakat bu yazın bana çok şey kattı,küçük teşekkürler Gökçecim…

Asife Balta için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top