Aslında “Hayır” Demek İstiyordum

En son ne zaman istemediğiniz bir şeye “evet” dediniz? Belki karşınızdakini kırmamak için, belki korktuğunuz için ya da çocuğunuz sorun çıkarmasın diye…

Günlük hayatımızda bu durumlarla sandığımızdan çok daha sık karşılaşırız. Ve sonrasında bunun sıkıntısını çekeriz.
Keşke deriz. Söyleseydim deriz. Ama çoğu zaman sadece içimizden deriz.

Peki “hayır” diyebilmek her zaman bencillik midir? Yoksa sınır koyabilmek midir? Neden suçluluk duyarız?

Hepimizin çocukluktan gelen belirli kodlamaları vardır. Özellikle bizim toplumumuzda, saygı çerçevesi altında çocuklara “hayır” dememek öğretilir. Anne babaya karşı itiraz eden çocuk, sorun çıkaran çocuktur hep. İyi insan olmak için uyumlu olmak gerekir.

Oysa ebeveynler çocukları büyüdüğünde; kendi ayakları üzerinde duran, kendine güvenen, ezilmeyen ve gerektiğinde hakkını arayan bireyler olmalarını ister.
Peki biz çocuklarımıza “uyumlu olmak” adı altında her şeye “evet” demeyi öğretirsek, bunu nasıl başaracaklar?
İşte asıl mesele tam da burada, daha çocukluktan başlıyor.

Yetişkin olduğumuzda bir işe giriyoruz, çalışıyoruz ve bazen çok çalışmamız gerekiyor. Dönemsel olarak iş yükümüz artabilir. Ama sürekli olarak altından kalkabileceğimizden fazla yük verildiğinde, bir yerde dur dememiz gerekir.

Kendimizi unutacak kadar, her gün ayaklarımız geri gidecek kadar çalışırken nasıl verimli olabiliriz?

Kurumsal hayatta çalışırken böyle bir dönemden geçmiştim. İşlerim yetişmiyordu, her akşam eve iş götürüyordum ve hayatım giderek zorlaşıyordu. Bir gün bunun böyle devam edemeyeceğini fark ettim ve ilk kez net bir şekilde “hayır, yapamam” dedim.
İlginç olan şu ki, o andan sonra her şey değişti. Daha verimli çalışmaya başladım, işlerimi zamanında bitirdim ve eve iş götürmemeye başladım.

Akraba ve arkadaş ilişkilerinde de benzer durumları sıkça yaşarız. Karşımızdaki bizden bir şey istediğinde, onu kırmamak için istemediğimiz halde “evet” deriz.

Kısa vadede bu bir rahatlama sağlar; çünkü çatışmadan kaçmış oluruz.
Ama uzun vadede duygular birikir: öfke, tükenmişlik, içsel huzursuzluk…

Ve bir gün ilk kez “hayır” dediğimizde, geçmişte yaptığımız onca şey bir anda unutulur ve “kötü!” oluruz.

Belki bu durum başta canımızı sıkar. Ama aslında uzun vadede özgürleştiricidir. Çünkü artık yapmak istemediğimiz bir şeyi sadece birini kırmamak için yapmak zorunda kalmayız.

Hayır demek zor geliyorsa şu cümlelerle başlayabilirsiniz:
“Şu an buna zaman ayıramam.”
“Bunu üstlenmek istemiyorum.”
Ya da: “Bir düşüneyim, sana döneyim.”

Unutmamak gerekir ki karşınızdaki insana her zaman bir açıklama borçlu değilsiniz. Bu sınırı koymak sizin en doğal hakkınızdır.

Elbette hayatın içinde fedakârlık vardır. Eşimizle, çocuklarımızla, ailemizle ve arkadaşlarımızla ilişkilerimizde bunu zaten içimizden gelerek yaparız. Ve bu, bize yük gibi gelmez.

Ama bazen gerçekten istemediğimiz, içimize sinmeyen durumlar olur. İşte tam o anlarda “hayır” diyebilmek bir reddediş değil, bir seçimdir.

Kendimize alan açmaktır.

Ve bazen, doğru yerde söylenen bir “hayır” gerçekten hayatımızı değiştirebilir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top