Son günlerde içimden hiçbir şey yapmak gelmediği anlar oluyor.
Kendimde bir isteksizlik ve yavaşlama hâli hissediyorum. Buna belki de durma ihtiyacı demek gerekiyor. Biliyorum ki bu hâl sadece bana ait değil. Günlük koşturmacanın içinde bedenimiz bize sinyal veriyor ve yavaşlamamız gerektiğini söylüyor. Bu sese uzun süre direndiğimizde ise bazen hastalanarak durmak zorunda kalıyoruz.
Peki bu direniş neden?
Hayatın durmayan bir tarafı var. Günlük rollerimiz; işimiz, ilişkilerimiz, ailemiz ve diğer sorumluluklarımız… Tüm bunlar devam ederken durmak, çoğu zaman içimizde bir suçluluk duygusu yaratıyor. Böyle anlarda “yapmam gerekenler” ile “yapacak gücüm yok” arasında sıkışıp kalabiliyoruz. Evde bitmeyen bir döngü, çocukların ödevleri ve antrenmanları, iş yerinde bizi bekleyen görevler… Bunların hiç durmuyor oluşu, bizim de kendimizi yavaşlatmamızı zorlaştırıyor.
Ama gerçekten hep böyle olmak zorunda mı? Hiç mi boşluk yok?
Belki de bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. İçimizden gelen sesi dinlemenin kaçmak olmadığını kendimize hatırlatmamız gerekiyor. Dinlenmeyi vazgeçmekle karıştırıyoruz. Oysa dinlendiğimizde, biraz yavaşladığımızda, hayata dışarıdan daha net bir yerden bakabiliyoruz. Bu da hem yaptığımız işlerde hem de günlük rutinlerimizde daha verimli olmamızı sağlıyor.
Bunu yapmakta neden bu kadar zorlanıyoruz?
Belki de çözüm, yorgun olduğumuzu kabul etmekten geçiyor. Bu duyguyu önce tanımak, sonra onunla barışmak gerekiyor.
Bazen bütün bu koşturmanın içinde sadece 30 dakikalık bir mola bile iyi geliyor ve inanın dünya durmuyor. Evdeyseniz, yalnız kalabileceğiniz bir alana geçip rahatsız edilmek istemediğinizi söyleyebilirsiniz. Bunu net ifade etmek önemli; çünkü çocuklar bazen gerçekten zorlayıcı olabiliyor.
İş hayatı için de benzer şeyler geçerli. Kısa molalarla nefes almak mümkün. Geçmişte ben de çok yoğun tempolu bir iş ortamında çalıştım ve şunu deneyimledim: Kendimize dinlenme hakkı tanımadığımızda, bunun sonu pek iyi olmuyor.
Günlük rutinlerimizi yeniden planlamak da bir seçenek. Uzun vadede bize iyi gelecek, biraz yavaşlamamıza yardımcı olacak bir yol mutlaka vardır. Önemli olan, buna niyet etmek.
Yavaşlamak, bazen durmak, bir ihtiyaçtır.
Sürekli hareket hâlindeyken fark edemediklerimizi, ancak durduğumuzda görebiliriz.
Dış dünyadan kısa bir süreliğine geri çekilmek, hayattan kopmak değil; onunla yeniden temas etmektir.
Ve evet, bazen hiçbir şey yapmamak da çok şeydir.